Cumhurbaşkanı’nın görev süresi tartışmalarına farklı bir yaklaşım getiriyor Taha Akyol… Biraz duygusal, biraz siyasi… “Tayyip Bey, Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeyken bu tartışmayı açmamalı, sorunu onunla halletmeliydi” diyor. Sonra konuyu vefa üzerinden ele alıyor: “Ben Tayyip Bey’in yerinde olsaydım, bu kadar yakın, kader birliği yaptığım arkadaşım Köşk’te otururken ‘Onun yerine ben geleceğim’ diyerek te onun konumu hakkında bir tartışma başlatmazdım!”
Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresi sizce 5 yıl mı, 7 yıl mı olmalı? Ben hukuken 7 yıl olduğu kanaatindeyim. Ama siyaseten 5 yılda tamamlanacakmış gibi gözüküyor.
Neden?
Gül’ün yerine Erdoğan gelmek istiyor, bu anlaşılıyor. Ama kendi aralarında ne yaparlar, onun için bir şey diyemem.
Peki siz Economist’in yorumunda olduğu gibi bu yüzden Gül ve Erdoğan arasında bir çatışma çıkmasını, bunun sonucunda AK ‘de bir bölünme olmasını bekliyor musunuz?
Hayır, Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan arasında bir çatışma çıkacağını sanmıyorum. Aralarında hallederler. Hukuken ‘nın görev süresi 7 yıl deyişimin sebebi ise şu; Gül 7 yıl süre için seçilmiştir. Yetkileri 7 yıl olarak teşekkül etmiştir. Cumhurbaşkanlığı süresinin 5 yıl olması, Gül’den sonra geçerlidir. Aslında bu hukukçular arasında tartışmalı. Bir kesim böyle diyor, öteki kesim de diyor ki, “Kamu hukukunda müktesep hak (kazanılmış hak) olmaz.” Ben zaten, “Bu müktesep hak” demiyorum. “Gül, 7 yıllığına seçildi, bu onun hakkıdır” demiyorum. “Seçildiği süre itibariyle hukuken görev süresi 7 yıldır” diyorum. Öteki hukukçular da diyorlar ki, “Nasıl milletvekilliği süresi 5 yıldan 4 yıla indiyse, Gül’ün süresi de 7 yıldan 5 yıla indi.” Hukuken ikisi de tartışılabilir ama Tayyip Bey olma girişiminde bulunursa, 2014 yılına kadar beklemeyeceğini, o yüzden de bu sürenin siyaseten 5 yıl olarak uygulanacağını düşünüyorum.
O zaman ‘nın yetkilerinin artırılması gündeme gelir mi?
Bu konuda önce şunu söyleyeyim, Gül’ün görev süresi 5 yıl mıdır, 7 yıl mıdır, acaba sonra ne yapacağız, bunları tartışıyoruz. Ama ben Tayyip Bey’in yerinde olsaydım arkadaşım Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeyken bu tartışmayı açmaz, sorunu onunla hallederdim. Aralarında çok yakın bir arkadaşlık, bir hukuk, bir kader birliği var… Ben olsaydım, bu kadar yakın, kader birliği yaptığım arkadaşım Köşk’te otururken “Onun yerine ben geleceğim” diyerek ‘te onun konumu hakkında bir tartışma başlatmazdım.
Erdoğan’ın gelişigüzel “Üç çocuk istiyorum” çağrısı çok yanlış
Siirt konusunda ne hissediyorsunuz?
Vahşet, korkunç, cinayet… Gazetelerdeki haberleri okurken çıldırdım. Bunlar el kadar çocuk! Nasıl böyle bir şey yaparlar? Bu erkekler nasıl baba, nasıl dede, nasıl amca? Neredeyse hepsi idam edilseler diyeceğim!
Peki sizce Siirt’te neden susuyor insanlar? Bu neyi gösteriyor?
Modernleşmesini tamamlamış toplumlarda ve geleneksel toplumlarda bu boyutlarda şiddet olmaz. Ama bizim gibi geçiş toplumlarında olur. Çünkü geçiş toplumlarında “Ayıptır, günahtır, yasaktır” gibi değerler çözülmüştür. Modern toplumun değerleri ise henüz teşekkül etmemiştir. Bugün değerlerin tamamen aşındığı, şiddetin, tecavüzün, çocuk istismarının korkunç boyutlarda olduğu bir aşamadan geçiyor. Bu aşağı yukarı İngiliz yazar Charles Dickens’ın anlattığı İngiltere dönemidir. Ama bu çok aşırı genel bir sosyolojik izah tabii.
Anlaması çok zor. Tek bir Allah’ın kulu çıkmamış mı vicdanı olan? Ya da niye şimdiye kadar şehir ayağa kalkmadı? Niye hiç protesto yok. Üstelik muhafzakâr bir kent…
Protesto kültürü modernleşmeyle, şehirleşmeyle ilgili bir kavram. Geleneksel toplumlarda protesto yoktur.
Herhalde korku ve mahalle baskısı da var ki herkes susuyor?
Tabii korku vardır, ama protesto alışkanlığı yoktur. Kadının sokağa çıkması, gösteriye katılması bunlar alışılmadık olaylardır. Ben bütün bu olaylardan şunu çıkarıyorum; ‘nin ekonomik kalkınmayı birinci mesele sayması ve çok hızlandırması lazım. Bir de aile planlaması yapması lazım. Erdoğan’ın tam aksini düşünüyorum ben. Onun böyle gelişigüzel “En az üç çocuk istiyorum” çağrısını çok yanlış buluyorum. Bazı aileler beş çocuk yapsın, buna itirazım yok. Ama bir çocuğu dahi bakamayacak bir ailenin, tıpkı Siirt’teki aile gibi 7 çocuk, 8 çocuk yapması hem çocuklara hem o aileye ızdırap.






Leave a Reply: